İlkeriş Yayınları
Sadece Kitap

        VI. Proletarya Devrimi, Tek Ülkede mi, Bütün Avrupa’da mı?

        Kapitalizmin dengesiz gelişmesinin henüz tam anlamıyla tespit edilmesine imkan olmayan tekel öncesi dönemde, Marks ve Engels, tek bir ülkede devrimin zaferinin kesinleşmesinin imkansız olduğunu, bir dünya çapında krizin hemen ertesinde, bütün kapitalist ülkelerin proletaryasının birlikte kurtuluşunun söz konusu edilebileceğini söylemişlerdir.
        Marks, dar ulusal sınırlar içinde bir proleter devriminin tamamlanmasının imkansız olduğuna örnek olarak, 1849 Haziranındaki Fransız proletaryasının bozgununu göstermektedir:
            “İşçiler... Fransa’nın ulusal sınırları içinde bir proleter devrimi tamamlayabileceklerini düşünüyorlardı. Fakat Fransa’nın üretim şartları, dış ticaretiyle, dünya piyasasındaki durumuyla ve bu piyasanın kanunlarıyla belirlenmiştir. Fransa, bunları, bütün Avrupayı içine alacak ve dünya piyasasının despotu İngiltere üzerinde tepkisi olan bir devrimci mücadele olmaksızın nasıl parçalayacaktı?” (Marks, Fransa’da Sınıf Mü-cadeleleri, s. 48.) (italikler bize ait)
        Marks, görüldüğü gibi bu yıllarda, dünya devriminin –Avrupa devriminin– başlangıç noktası olarak İngiltere’yi görmektedir. Marks’a göre, Fransa’daki mevcut siyasi krizin bir çözüme ulaşması ve proletaryanın yönetime geçebilmesi için, bütün dünyayı sarsan bir krizin olması ve bu kriz döneminde, İngiltere’de bir proleter devriminin patlak vermesi şarttır:
            “... Fransız toplumunun içindeki sınıflar mücadelesi, bütün ulusların karşı karşıya geldiği bir dünya savaşı halinde genişler. Dünya ölçüsünde bir çözüme ancak dünya pazarına hakim olan ulusun, yani İngiltere’nin başına, bir dünya savaşı dolayısıyla, proletaryanın geçmesi sonucunda yaklaşmak mümkündür.” (Marks, Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, s. 132.)
        1847-50 yılları arasında Kıta Avrupa’sında sürekli devrimin olacağını zanneden, sonra bunda yanıldıklarını söyleyen Marks ve Engels’in devrim teorilerinde, görüldüğü gibi 1850’de ihtilâlci insiyatif değil de, ekonomik ve sosyal determinizm ağır basmaktadır. Onlara göre Avrupa devrimi üretici güçlerin gelişme seviyesi en yüksek –objektif şartları en olgun– ülke olan İngiltere’den başlayacaktı.
        1850 yılında İngiltere’de yerleşen Marks ve Engels uzun bir süre İngiltere’ye bu gözle baktılar. (Dünya devriminin başlangıç noktası olarak gördüler). Fakat 1850’lerden sonra, hızla İngiliz işçi hareketi küçük-burjuva reformizmine, trade-union’cu bataklığa yöneldi; ve yavaş yavaş işçi ile işveren arasında ortalama bir zümre, işçi aristokrasisi doğmaya başladı. Bu aristokrasinin sınıf mücadelesini, kapitalizmin isteklerine uygun bir yöne kanalize etmeyi iyi kötü başardığını gören Marks ve Engels, İngiltere’den ümitlerini keserek, tekrar bütün dikkatlerini Kıta Avrupa’sına çevirdiler. Paris Komünü hareketinde Fransız işçisinin hunharca ezilmesinden sonra, Marks ve En-gels, bütün ümitlerini Almanya’daki mücadeleye bağladılar. Ve Almanya’daki proletaryanın muhtemel bir zaferini, dünya devriminin başlangıcı olarak gördüler.
        Özetlersek, Avrupa devrimini bir bütün olarak gören Marks ve Engels’e göre ilk muzaffer proletarya devrimi üretici güçlerin gelişme seviyesinin az çok yüksek olduğu bir Avrupa ülkesinde olacaktı. Yani Marks ve Engels’in devrim teorilerinde ekonomik ve sosyal determinizm ağır basmaktadır. İhtilâlci inisiyatifin rolü daha talidir. Fakat devrim mihrakının batıdan –İngiltere’den– yavaş yavaş doğuya doğru kaymasına paralel olarak ihtilâlci insiyatifin nispi önemi de artmaktadır. (Ancak daima belirleyici yön, ekonomik ve sosyal determinist yöndür).

İkinci Bölüm Emperyalist Dönem Marksizminin Devrim Teorisi


Kesintisiz Devrim I
Mahir Çayan
Belgesel Kitaplar-2
Birinci baskı, Eylül 2008, Ankara
İkinci baskı, Aralık 2010, Ankara
Üçüncü baskı, Mart 2017, Ankara
[Nisan 1971’de Kurtuluş Yayınları tarafından broşür olarak yayınlanmıştır.]
ISBN 978-605-4087-013
86 Sayfa, 10,5x19,5
7,5 TL.